VAKA YÜKLENİYOR
Lütfen bekleyin...
VAKA YÜKLENİYOR
Lütfen bekleyin...
superadmin
Kullanıcı
Ankara’da bir adliye binasında, resmi olarak kapatıldığı söylenen bir arşiv odasında bulunan ve varlığı inkâr edilen dosyalarla ilgili, gece nöbetindeki bir memurun tanıklığına dayanan gerçek bir para

“Dosyanın kapağında adımı gördüğümde,
bunun bir hata olmasını diledim.
Ama devlet dosyalarında hata olmaz.”
Adliyede gece nöbeti sessiz geçer.
Gündüzün gürültüsü yoktur.
Koridorlar boşalır.
Işıklar yarıya düşer.
O gece saat 02:10 civarıydı.
Güvenlik telsizden seslendi:
“Eski arşiv bölümünden ışık geliyor.”
Eski arşiv…
Resmi olarak üç yıl önce kapatılmıştı.
Yangın riski denmişti.
Nem denmişti.
Ama asıl sebep kimseye söylenmemişti.
Anahtar bendeydi.
Kapatılmış Oda
Arşiv kapısına geldiğimde durdum.
Çünkü kapının üzerinde hâlâ tabelası vardı.
Ama yazı kazınmıştı.
Kapıyı açtım.
İçerisi soğuktu.
Doğal olmayan bir soğuk.
Raflar doluydu.
Ama düzenli değil.
Dosyalar gelişigüzel dizilmişti.
Sanki biri aceleyle yerleştirmişti.
Işıklar kendi kendine yandı.
Ve o an fark ettim:
Bu dosyaların hiçbirinin barkodu yoktu.
Benim Dosyam
Raflardan birinde, kahverengi bir dosya dikkatimi çekti.
Diğerlerinden farklıydı.
Daha yeniydi.
Üzerinde tek bir yazı vardı:
Adım.
Soyadım.
Dosyayı elime aldım.
Ellerim titremeye başladı.
İçini açtım.
İlk sayfa bir formdu.
Durum: Aktif
Statü: Kayıt dışı
Sonlandırma: Henüz gerçekleşmedi
Altında tarih vardı.
Bugünün tarihi.
Arkamdan bir ses geldi:
“Henüz bitmedi.”
Döndüm.
Kimse yoktu.
Sayfalar
Dosyayı kapatmak istedim.
Ama sayfalar kendi kendine çevrilmeye başladı.
Her sayfada farklı isimler vardı.
Bazıları tanıdıktı.
Bir isim gözüme çarptı.
Bir hastane çalışanı.
İstanbul.
Yanında not vardı:
“–4. kat sonrası.”
O an midem bulandı.
Oda Değişiyor
Arşiv odasının duvarları…
Yaklaşıyordu.
Raflar sanki biraz daha daralmıştı.
Hava ağırlaştı.
Birden tüm dosyalar aynı anda yere düştü.
Tek bir sesle.
Ve aynı cümle yazılıydı hepsinde:
“BİZİ SİLDİLER.”
Kapıya koştum.
Kapı açılmadı.
Arkamdan fısıltılar yükseldi.
Tek bir ağızdan:
“Bizi kayda al.”
Kayıt
Masaya döndüm.
Bilgisayar kendi kendine açıldı.
Ekranda boş bir form vardı.
Başlık:
Yeni Kayıt
İlk alan yanıp sönüyordu:
İsim:
Klavye kendiliğinden yazmaya başladı.
Benim adım.
“Dur” diye bağırdım.
Elektrikler gitti.
Sabah
Gözümü açtığımda sabah olmuştu.
Arşiv kapısının önünde yatıyordum.
Güvenlik başımdaydı.
“Burada ne işin var?” dedi.
“Arşiv odası…” dedim.
Yüzüme tuhaf baktı.
“Burada arşiv odası yok.”
İçeri baktık.
Oda boştu.
Raf yoktu.
Dosya yoktu.
Ama yerde bir şey vardı.
Benim adımın yazılı olduğu boş bir dosya kapağı.
Sonrası
O günden sonra sistemde garip şeyler oldu.
Bilgisayara her girişimde
ekranda kısa bir an için şunu görüyorum:
Kayıt tamamlanıyor…
Ve adliyede herkes bilir:
Bazı dosyalar kapatılmaz.
Bazı isimler silinmez.
Sadece
sıraya alınır.
Yasal & İçerik Notu:
Bu anlatım, tanık anlatımlarından, şehir efsanelerinden ve anonim korku arşivlerinden esinlenilerek hazırlanmış kurgusal bir çalışmadır.
Metinde geçen kurumlar, mekânlar, kişiler ve olaylar gerçek kişi veya kuruluşlarla birebir örtüşmemektedir.
Herhangi bir sağlık kuruluşunu, çalışanı veya kurumu hedef alma, suçlama ya da gerçek olay aktarma amacı taşımamaktadır.
Umbralore, paranormal anlatıları edebi ve sanatsal bağlamda sunan bir platformdur.
Bu vakada yanlış veya eksik bilgi olduğunu düşünüyorsanız, bize bildirin.
Yorum yapmak için giriş yapın
GİRİŞ YAPHenüz yorum yapılmamış
İlk yorumu siz yapın