VAKA YÜKLENİYOR
Lütfen bekleyin...
VAKA YÜKLENİYOR
Lütfen bekleyin...
superadmin
Kullanıcı
İstanbul’da bir devlet hastanesinde, resmi kayıtlarda var olmayan bir katta yatan ve hiçbir sistemde görünmeyen bir hastayla yaşanan, tanıkların hâlâ konuşmaktan kaçındığı gerçek bir paranormal vaka.

“O geceye kadar bir insanın kayıtlardan silinebileceğini bilmiyordum.
O geceden sonra… silinenlerin bizi unutmadığını öğrendim.”
Gece vardiyasıydı.
Saat 01:20 civarı.
Acil serviste her zamanki kaos vardı.
Sedye sesleri, monitör uyarıları, yorgun yüzler.
Telsizden başhemşirenin sesi geldi:
“–4. kata bir bakar mısın?”
Cümle kısa ve netti.
Ama mideme bir şey oturdu.
Çünkü hastanenin –4. katı yoktu.
Bizim bildiğimiz kadarıyla en alt kat –3’tü.
O da depo ve morga açılırdı.
“Yanlış mı duydum?” diye sordum.
Telsiz cızırtı yaptı.
“–4. kat.”
İtiraz etmedim.
O an bunu yapmamak, sonradan pişman olacağım ilk hatamdı.
Asansör
Asansöre bindim.
Kapılar kapandı.
Butonlara baktım.
Ve oradaydı.
–4
Eskimiş.
Diğerlerinden daha soluk.
Daha önce nasıl fark etmemiştim, bilmiyorum.
Bastım.
Asansör indi.
Ama bu iniş…
Normal değildi.
Katlar geçilmiyordu.
Sayılar akmıyordu.
Sadece aşağı doğru uzayan bir sessizlik vardı.
Kulaklarım basınç yaptı.
Işıklar titredi.
Kapılar açıldı.
Kapatılmış Kat
İlk gelen şey koku oldu.
Ne ilaç.
Ne kan.
Ne de temizlik maddesi.
Nem, çürüme ve terk edilmişlik.
Koridor dardı.
Duvarlar sararmıştı.
Acil çıkış lambaları yanıyordu ama sürekli sönüp yanıyordu.
Oda numaraları vardı.
Ama hepsi kazınmıştı.
Sanki biri bilinçli olarak silmişti.
Koridorun sonunda bir odadan ses geliyordu.
Öksürük.
İçeri girdim.
Kayıtsız Hasta
Yatakta bir adam yatıyordu.
50’li yaşlarında.
Solgundu ama canlıydı.
Gözlerini bana çevirdi.
“Geç kaldınız.”
Bu cümleyi o kadar sakin söyledi ki,
sanki her gün birine söylüyormuş gibiydi.
Bilekliğine baktım.
İsim yok.
Numara yok.
Barkod yok.
“Dosyanız nerede?” dedim.
Adam başını zorla çevirdi.
“Beni buraya getirdiklerinde
burası açıktı.”
“Ne zamandır buradasınız?”
Cevabı beni dondurdu:
“Beni sildiklerinden beri.”
O an ışıklar söndü.
Sadece birkaç saniye.
Ama geri geldiğinde…
Yatak boştu.
Çarşaf buruşuktu.
Ve hâlâ sıcaktı.
Boş Odalar
Koridora çıktım.
Nefesim hızlanmıştı.
Bir kapı daha fark ettim.
Yarı aralıktı.
İçeride birden fazla yatak vardı.
Hepsi boştu.
Ama hepsinin üzerinde çöküntü vardı.
Sanki birileri az önce kalkmıştı.
Duvarlara yaklaştım.
Tırnakla kazınmış yazılar vardı.
Tek cümle, tekrar tekrar:
“BİZİ SİLDİLER”
Kayıtlar
Asansöre koştum.
Kapılar zor kapandı.
Yukarı çıktım.
Başhemşireye –4. katı sordum.
Yüzü düştü.
“Öyle bir kat yok.”
Israr ettim.
Güvenlik çağrıldı.
Kamera kayıtları açıldı.
Görüntülerde:
Asansöre yalnız binmişim
–4’e basmamışım
Asansör hiç durmamış
Ama ses kaydında bir şey vardı.
Kapılar kapanırken arkadan gelen bir ses:
“Bizi burada bırakma.”
Sonrası
Bir hafta sonra istifa ettim.
Aylar sonra öğrendim:
Yıllar önce hastanede bir kat sessizce kapatılmış.
Orada yatan bazı hastalar resmi olarak hiç yatmamış sayılmış.
Dosyaları silinmiş.
İsimleri kaldırılmış.
Ama o kat…
Kaldırılmamış.
Çünkü bazı geceler
asansörde –4 butonu kendi kendine yanıyor.
Ve hastanede herkes bilir:
Kayıtları silinenler,
asla taburcu olmaz.
Yasal & İçerik Notu:
Bu anlatım, tanık anlatımlarından, şehir efsanelerinden ve anonim korku arşivlerinden esinlenilerek hazırlanmış kurgusal bir çalışmadır.
Metinde geçen kurumlar, mekânlar, kişiler ve olaylar gerçek kişi veya kuruluşlarla birebir örtüşmemektedir.
Herhangi bir sağlık kuruluşunu, çalışanı veya kurumu hedef alma, suçlama ya da gerçek olay aktarma amacı taşımamaktadır.
Umbralore, paranormal anlatıları edebi ve sanatsal bağlamda sunan bir platformdur.
Bu vakada yanlış veya eksik bilgi olduğunu düşünüyorsanız, bize bildirin.
Yorum yapmak için giriş yapın
GİRİŞ YAPHenüz yorum yapılmamış
İlk yorumu siz yapın